Flannary O’Connor, bir tür kayıp ruh koleksiyoncusu. Anlatmayı sevdiği ve bizi dehşete düşüren hayatların kahramanları hep itici, cahil, kötülük konusunda iştahlı ve tüm defolarına rağmen kendini erdemli sanan insanlar. O’Connor’ın öykülerinden yayılan bu sinsi dehşetin ve bunun altında bulanık bir su gibi akan kibirin tavuskuşlarıyla dolu sakin bir çiftlikte örüldüğünü hayal etmek zor. Kuşların her cinsine ama tavuskuşlarına tutkuyla bağlı olan O’Connor ilk büyük başarısını altı yaşındayken bir tavuğa geri geri yürümeyi öğreterek kazanır. Büyük bir çaba, keskin bir mizah ve pes etmeyi bilmeyen muzip bir ruhun bu ilk işaretini daha sonra diğerleri izleyecektir. 20 yaşındayken babasının ölümüne sebep olan deri veremine yakalanır ve yaşlanamadan öleceğini bilerek yazdığı her öyküde bizi başka bir defolu ruhla tanıştırmaya devam eder.


Her sabah tavus kuşlarını besler, onların arasında koltuk değnekleri ile dolaşıp ibiklerini eteğine sürmelerine izin verir ve açılınca bir buçuk metreyi bulan kuyruklarındaki gözleri izler. Bulutların, meleklerin, yaprakların ve insanların kalbini gören Tanrı’nın gözleridir onlar ve O’Connor’un veremden şişmiş gözleri yerine dünyayı seyredip kötülüklerin çetelesini tutarlar. O’Connor’a defalarca “Niye  tavuş kuşu besliyorsunuz?” diye sorarlar, cevap olarak sadece “ Onları seviyorum” der ve bence kibire dair kadim bir sır olan hikayeyi kendine saklar.

Rengarenk tüylere, kuyruğundaki Tanrının gözlerine ve bir taç gibi başının üzerinde parlayan ibiğine rağmen tavus kuşuna, her hayatın çuvalladığı bir yer olduğunu gösteren yegane şey ayaklarıdır. Ne zaman kendinden başka bir hayatı küçümsese, kendi güzelliğinden başı dönse, yanmış ağaç köklerine benzeyen, eğri büğrü ayaklarını görür ve sadece bedeni için değil bir ruhu olduğu için de  şükreder.


O’Connor deri veremine yakalandıktan sonra on dokuz sene daha yaşar ve yüz kadar tavus kuşu beslediği çiftliğinden kısa doktor ziyaratleri dışında hiç ayrılmaz. Öykülerinin bel kemiğini oluşturan, vicdanlarıyla hesaplaşacak fırsatı hiç bulamamış, kendinden başka hayatları çöp yerine koyan kahramanlarının hepsi bu çevredendir. Zamanın akmadığı, sıkıcı, kapalı taşra hayatına sıkışmış, dindar olmanın iyi olmak için yeterli olduğunu sanan ve bir saatçik daha fazla yaşamak için kötülük yapmaktan imtina etmeyecek insanlardır bunlar. Sevilecek hiçbir yanı olmayan bu kahramanların hikayelerinde nedendir bilmem bir merhamet kırıntısı, iyiliğe dair bir iz arar ve son ana kadar umut içinde beklersiniz  ama her hikaye sizi aynı sona götürür; Kötülerin olduğu yerde kimse kendi ayaklarına bakmadığı için merhamet sadece Tanrı’ya dair bir haslettir. İşte sırf bu yüzden nicedir İyi insan bulmak gerçekten zor!

İyi İnsan Bulmak Zor, Flannery O’Connor, Çeviren: Aylin Ülçer, Metis.

isabel için bir mandala >../5/17_isabel_icin_bir_mandala.html../5/17_isabel_icin_bir_mandala.htmlshapeimage_3_link_0
< yeni yıl ve kani efendi../../2015/12/31_yeni_yl_ve_kani_efendi.html../../2015/12/31_yeni_yl_ve_kani_efendi.htmlshapeimage_4_link_0
home ../../../../Anasayfa.html