Durante’nin yanıma geldiğini, elbisem ile ilgili birşeyler söylediğini ve ilgimi çekmek için yanındakilerle yüksek sesle konuşarak kendisinden bahsettiğini hatırlıyorum elbette. Beni görür görmez benden hoşlandığını anladım ve yanından hemen uzaklaştım. İltifatı bir tavlama yöntemi sanan ve sürekli kendinden bahseden erkeklerden hiç hoşlanmam. Üstelik iltifatı bana değil elbiseme yapmıştı ve doğal olarak iltifatın sahibi elbiseyi doğum günüm için Venedikten alan babamdı. Sürekli ne kadar soylu bir aileden geldiğini, soylarının taaa Roma’ya falan dayandığını anlatan karga burunlu ve geveze bir çocuk aşık olunacak biri değildir şüphesiz. O günden sonra da bir daha 18 yaşıma kadar hiç görmedim. Yalnız bir iki sene kadar ablamlar onun abartılı tavırlarını taklit ederek “elbisenizin rengi ne kadar güzel, tıpkı sizin gibi” diyerek benimle dalga geçtiler. Sonra da unuttum gitti. Hoşlandığım erkekler, beni beğensin istediğim erkekler, flört etmek, baştan çıkarmak istediğim erkekler ve aşık olduğum erkekler oldu. Ama içlerinde Durante yoktu. En sinirimi bozan şey de beni bir iffet kumkuması olarak göstermesi ve bu sevdiğine kavuşamamış, erdemli ama talihsiz kadın hayaletinin peşimi hiç bırakmaması.

Durante’de o zaman da şimdi de sinirimi bozan şeyin ne olduğunu söyleyim size. Kendini ve kendine yakın olduğunu düşündüğü kişileri hiç olmadıkları bir uhraviyet zırhıyla kuşatması ve buna inanması. İsminden başlayalım mesela adı Dante falan değil; Durante. Dante sonradan kendi için seçtiği melodik ve ilahi göndermelerle dolu bir isim. Roma’ya dayanan soya gelince… buna gülerim işte çünkü babasını sorun kendisine isterseniz. Her neyse benim derdim zaten soyuyla değil daha çok bana yüklediği sıfatlarla ilgili. Saydım tam 67 kez ismim geçiyor La Divina Commedia’da, ilki Araf’ın 30. Kantosunun 73. Dizesinde “ İyi bak! Beatrice’nin kendisi taa karşında” böyle çıkıyorum sahneye sonra ne zaman  ustam dediği Vergilius ortadan kaybolsa “ Vergilius gitti diye ağlama Dante”  bak! birazdan Beatrice çıkacak sahneye... İnanın bana  Commedia’nın sonuna kadar Vergilius’un kendinden sıkıldığı yerde topu bana atıyor. Cennet’e girerken bile Vergilius kapıya kadar elinden tutup getiriyor ve 30. Kantodan itibaren bu melankolik hayalperesti bana teslim ediyor. El insaf!.

Ailem Floransa’nın en köklü ailelerindendi ve hem annem hem babam şükürler olsun ki eğitime önem veren insanlardı. İki ablamla bereaber astronomi, latince, edebiyat ve matematik dersleri aldık. Özel olarak teoloji ve felsefe de ilgi alanımdı. Özellikle Bede Venerabilis’in Ecclesiastica’sını okumuştum. İntihal diyeceğim yaaa…neyse.. Aslında biraz kızgınlıktan bu söylediklerim, hani ortaya çıkıyorum ya Cennet’te zafer arabasına kurulmuş bir halde. İşte güya arabam evrensel kiliseyi, tekerleri eski ve yeni iki ahiti temsil ediyor ben de yüce Tanrının erdemleriyle donatılmışım falan. İşte enn sinirime gider yer de burası. Tanrısal erdemle donatılmak ve adeta Meryem’le bir tutulmak. Size söyleyeyim kocam Simone’yi çok sevdim ve onu ben baştan çıkardım hatta beni kınamanız riskini göze alarak söyleyeyim evlendiğimizde üç aylık hamileydim. Ama o çocuğu ne yazık ki düşürdüm. Beni benzettiği bir diğer kadın da yunan mitolojisindeki Persophone. İşte buna kızmıyor sadece gülüyorum çünkü Persephone kaç tane nar tanesi yuttu bir düşünün.. isteseydi dilinin altına saklayabilirdi değil mi? Hayır ben Persephone’de değilim o Hades’e aşık oldu ben Durante’ye hiç bir zaman aşık olmadım. Vita Nova’ da karşılaşmalarımızı anlattığı yerler dışında doğru olan tek yer “ Arap takvimine göre ayın dokuzuncu gününün ilk saatlerinde aramızdan ayrıldı, Suriye takvimine göre yılın dokuzuncu ayı” kısmı. Ölüm nedenim ise gebelik zehirlenmesi ikinci oğlumun karnımda öldüğünün farkına varmamışız.

Neyse ben Durante’nin benimle ilgili kurduğu hayallerden sorumlu değilim. Ne azizeyim ne de sevdiğine kavuşamamış aşık. “Kutsanmamış Azizeler” diye bir kitap var benim ölümümden çok sonra Michele Roberts diye bir kadın tarafından yazıldı. Ona bir bakın isterseniz. Bir de Borges’in  Durante ve benimle ilgili yazdıklarını okuyun. Borges’i okuyunca hah dedim nihayet biri benim gerçek yüzümü görmüş. Hem size bir şey söyleyeyim mi Durante’nin pek övündüğü “Haziran ayı doğumlu bir ikizler burcu“ olmak mevzusu işin en komik kısmı. Ben koç burcuyum romantizimden, abartılı aşk gösterilerinden, melankolik tavırlardan hiç hoşlanmam o yüzden de ikizler burcu erkeklerinin teatral aşk gösterilerini seyretmeye hiç dayanamam. Son söyleyeceğim, İsmim kullanılarak, ortada karşılıklı bir aşk varmış gibi saçma bir imanın edebi başarı malzemesi yapılması.

İsmim Beatrice Portinari, Floransalıyım, 1290 yılında henüz 24 yaşında gebelik zehirlenmesinden öldüm. Ve inanın sandığınız kadın değildim.


Dante Alighıeri,” İlahi Komedya”, Çeviren; Rekin Teksoy, Oğlak Yayınları.

Dante Alighıeri, “Yeni Hayat”, Çeviren; Işıl Saatçıoğlu, Y.K.Y.

Jorge Luis Borges, Dantevari Denemeler, Çeviren; Peral Bayaz Charum, İletişim Yayınları

home ../../../../Anasayfa.html