Tarihi yazan erkekler savaş, kıtlık ve ölüm gibi büyük meselelerle uğraşırken loş evlerde doğurup, büyüterek hayatı ören kadınların gündelik hayatlarını görmezden geldikleri için bu üç küçük kızın hayat maceraları hakkında bildiklerimiz tarihin karanlık yüzünde, hayal gücüne muhtaç, silik yazılar olarak kalıyor.


Avrupa’da ender görülen hastalıklarından dolayı ilgi gördüklerini ve Antonietta’nın portresine de yansıyan munis zarafetlerinin bir ödülü olarak incelikli bir hayretin nesnesi olarak saray çevrelerine girdiklerini biliyoruz. Ancak ben özellikle kahverengi gözlerinden yansıyan yumuşak ışığın hatrına Antonietta hakkında daha fazla şey bilmek isterdim. Kralın sofrasında ekmek tepsisi tutmanın dışında neler yapmaktan hoşlandığını, arkadaşlarının olup olmadığını, şarkı söylemeyi sevip sevmediğini ve en çok da Markiz Soragna’nın Parma’daki evinde kalırken Annesini özleyip özlemediğini bilmek isterdim. Mesala portresinin yapıldığı sıralarda hızla ateşi büyüyen Katolik, Protestan çekişmesinden, Mediciler’in iştahlı hırslarının tarihte kapladığı alandan kalan büyük boşluğu Antonietta ve onun gibi unuttuğumuz kadınların hikayesi doldursun isterdim. Nasıl yaşadılar, tuhaflıklarına rağmen incinmeden nasıl ayakta kaldılar, kendilerinden neler beklendi, biçilen rollerin dışına çıkabildiler mi?

Arka arkaya söylendiğinde çıngıraklı bir şarkıya benzeyen Maddalena, Francesca  ve Antonietta isimlerini ve hikayelerinin küçük bir parçasını, yaptığı portre ile dörtyüz sene sonraya taşıyan da gene kendileri gibi unutulmaktan son anda kurtulmuş bir kadın ressam olan Lavinia Fontana. 11 çocuk doğurup, doğurmak ve büyütmekten arta kalan mucize zamanlarda aralarında Antonietta’nın portresi gibi sihirli bir gölgeyle çevrili hikayeler resmeden Fontana’nın tanıklığı olmasa Antonietta bize böyle yüzyılları kaplayan bir masumiyetle gülümsemeyecekti.

Antonietta ile ilgili bildiklerimiz çocuksu gamzelerini kaybetmemiş elleriyle tuttuğu kağıtta yazılanlar kadar “ Yabani bir adam olan Don Pietro ( babam) Kanarya Adalarında keşfedildi, oradan Fransa Kralı Henry hazretlerine, oradan da Parma Dükü hazretlerinin yanına geldi. Ben Antonietta şimdi Markiz Soragna’nın himayelerinde bulunuyorum”. Bu notun dışında kalan bütün bir hayat biraz tarihin çokça da hayal gücümüzün merhametine kalmış.


Antonietta’nın portresi XVI.Yüzyıl Avrupasında aristokrasinin farklılıklar karşısında takındığı tutumu ve zaman içinde bilinen güzellik tanımlarının dışında ve onlardan çok daha kıymetli başka bir güzellik anlayışının da zaman içinde mümkün olabileceğini hissettiren nadir eserlerden biri.

Antonietta ve kız kardeşlerinin tuhaf görünümleri dolayısıyla aristokraside gördükleri ilgi onların saray çevrelerinde ekmek tepsisi taşımak, mum tutmak gibi küçük görevlerle ödüllendirilmelerine yol açmış ve kız kardeşlerin en büyüğü Maddelena evlenip bir aile kurabilmiş. Bunun dışında hayatlarının tarihte kaydı yok denecek kadar az ancak kısa bir süre önce kadın bir tarihçi olan Merry Hanks Wieser tarafından hikayeleri kitaplaştırılmış. Kitabın kapağında ise gene Lavinia Fontana tarafından yapılan portresiyle Antonietta var. Kitap Türkçeye henüz çevrilmemiş. Antonietta ve kardeşlerinin hayalet bakıcısı olarak onları daha iyi tanımak için kitabı Türkçesinden okumak ve tuhaflıkları (mızı) nı ipeklere sarıp kem gözlerden korumak isterdim.

home ../../../../Anasayfa.html