Ortak rüya havuzundan kişisel rüya ağımıza sızıntı yapan “araba kullanamama” rüyası görülme sıklığı en çok olanlardan biriymiş. Tıpkı yüksekten düşme, bir şeylerden kaçma, topluluk içine çıplak çıkmak gibi.  Tehdit altında hissetme, utanç duyma, korkmak gibi en temel duygu durumlarına işaret eden bu rüyalar dünyaya gelmiş ilk ruhtan kalan ortak mirasın en nadide parçaları. Hayatta kalma refleksinin atar damarı olan bu korkular soyumuzu devam ettirdiği gibi, biricik sandığımız hayatımızın devamlılığında da işe yarıyor. Olası tehlikelere karşı bir sinyal vazifesi gören bu rüya örüntülerini binlerce yıldır tekrar tekrar görerek arkamızda silinmeyecek bir iz bırakıyoruz.  Ortak bellekten gördüğümüz her rüya, zamanın boşluğunda kalın ipliksi bir iz bırakıyor ve çoğunlukla bizden sonrakilere “Korkun!” diyor tıpkı “araba kullanamama rüyası”nda olduğu gibi. Hayatın baskın seslerinin, kişisel bilinçte tehdit olarak algılandığı durumlarda sıklıkla görülen bu rüya sızıntısı genellikle ortak travmalara işaret ediyor. Araba, yol ve direksiyon imgeleri  yaşamın en temel enstümanlarını kullanamama kaygısının görüldüğü baskı dönemlerinin belirgin metaforları.


Bu yüzden rüyalarımız, hayatın tekil ruhlarımız üzerinde bıraktığı tortular değil parçası olduğumuz büyük ruhun yolculuğundan kalan döngüsel kalıntılardır.  Marguerite Yourcenar, “ En bireysel rüyalar bile toplumsal, etnik ve tarihsel unsurlarla doludur” derken yere ve zamana göre sembollerini seçen rüya örüntülerinden bahseder ve belki de Frin halkı gibi aynı rüyayı gören insanlara işaret eder.

Japon mitolojisinde yaratılan tüm varlıkların arta kalanlarından yapılmış Baku isminde bir rüya cini vardır.  Gece yarısı tüm evlerin kapılarından süzülüp uyuyan insanların kabuslarını yer ve böylece insanları korkularından arındırmak gibi çok kutsal bir görev icra eder. Kabus gören kişinin “Baku- san, gel de rüyamı ye”  diye adını seslenmesini duyar duymaz koşar ve ne kadar kabus varsa mideye indirir. Ancak Baku, bir önceki gece yeteri kadar kötü rüya yememişse çok aç olur ve sadece kabuslarla doymaz. İşte bu gibi tehlikeli durumlarda güzel rüyaları ve hayalleri de yediği olur.


Uzun zamandır Baku- san’ı  sadece gece değil gündüz de kabusların görüldüğü bu diyara çağırmak istiyorum. Çünkü tek kurtuluş ihtimalimiz olan Baku, karnını tıka basa doyuracağı bu ülkede hiç aç kalmayacak ve bizim yeniden güzel rüyalar görebilmemize yardım edecektir.


Baku – san! Iyi ruhlu kabus yiyici! Gel de kabuslarımızı ye ve bizi uzun süren bu kötü rüyadan güzel bir sabah için uyandır.




Rüya Gören Evren, Fred Alan Wolf, Çeviri: Hatice Özateş, Ray Yayıncılık.


Uçuştan Uçuşa, Ursula Le Guin, Çeviri: Çiğdem Erkal İpek, Metis Yayınları.