Püriten ahlakın kalesi olan Amerika uzun yıllar öpüşmenin günah sayıldığı kayıp zamanlarda takılı kalmış. 1656 yılına ait Boston mahkemesinde görülen ve kayıtlara geçen davada Kaptan Ceamble, üç yıl süren deniz yolculuğundan dönüşünde karısıyla uluorta öpüştüğü için cezalandırılmış ve bir sebat günü, halka açık bir meydanda infaz edilen bu cezada kaptan, ellerinden ve boynundan zincirlenerek teşhir tahtasında dolaştırılmıştır. Suçu; ahlak dışı ve yersiz davranışlarda bulunarak kamu ahlakını rencide etmektir.


İngiltere’den gelip Boston’u ziyaret eden bir İngiliz bu katı ahlak kurallarını gördükten sonra kendini öyle şanslı hissetmiştir ki “ Ne büyük mutluluk! İngiltere’de sadece karılarımızı öpmekle kalmayıp başka erkeklerin karılarını da öpebiliyoruz. Hem de cezalandırılma korkusu olmadan” diyerek vatanına ayak bastığında İngiliz kadınlarından evvel İngiltere toprağını öpmüştür.


Aşka karşı her zaman Amerikalılardan daha merhametli ve daha hoşgörülü olan Avrupalılar, aşka dair her tür oyuna ve o taraftan esen bütün flört rüzgarlarına da daha muzip bir gözle bakmasını bilmişlerdir. 1758 yılında Londra’da basılan bir kitap, partisi adına oy toplamaya çalışırken rüşvet olarak öpücük veren bir adaydan bahseder. Nortfolk kentinde seçmenlere hitaben yaptığı her konuşma sonrasında kendini dinlemeye gelen kadınlara bir öpücük bahşeden bu adayın dilinin altında, kendisine  gelecek her oy için bir altın saklıdır. Öüştüğü her kadının ağzının içine bir altın bırakan bu zengin, kurnaz ve flörtöz aday seçime giremeden partiden ihraç edilir. Ancak bu öpücüklerden nasibini almış bütün kadınlar adamın öpücüklerinde kendilerini ikna eden hoş bir tat olduğu konusunda hemfikirdirler. Kurnaz aday elenir ancak partisi o bölgeden birinci çıkar.

Öpüşmenin kimi zaman karanlık ancak çoğunlukla meraklı, romantik, muzip ve arzulu dünyasında biraz daha oyalanmak isterseniz size Lana Cıtron’un ” Öpücük” isimli neşeli kitabını hararetle önerebilirim.

M.Ö 1500 tarihine denk gelen kaydedilmiş ilk öpücükten yola çıkarak,  edebiyat, sinema, müzik ve animasyon öpücüklerine doğru cıvıltılı bir yolda ilerleyen kitap başka bir ağzın içinde kaybolan arzulu ruhunuzun izini sürmenizi de kolaylaştıracaktır.


“ Bal liköründen daha tatlı olan nedir?

Cennetten düşmüş bir çiğ tanesi.

Peki, ondan daha tatlısı?

Hybla balı!

Ya bu baldan daha tatlı olan?

Şerbet!

Peki.. ya şerbetten daha tatlısı?

Bir öpücük..”



Öpücük, Lana Citron, Çeviren: Nefise Kahraman, Alakarga Yayınları.

home ../../../../Anasayfa.html