Elma: Latincede “malus” kelimesinin hem elmayı hemde kötüyü işaret etmesi gibi bir talihsizlik sonucu Yaratılış Kitabı’nda günah meyvesinin adı verilmemesine rağmen Havva’nın yasak arzularının simgesi olarak kabul edilmiştir. Enlemesine kesildiğinde görülen beş üçgenden oluşan o eşsiz yıldızın ruhun en gizli hakikatine işaret ettiği düşünüldüğü için Orta Avrupa Çingeneleri ısrarla elmayı kesmenin tek yolunun bu olduğunu inanıp, iki sevgilinin sevişmesinin sonunda mutlaka bir elmanın bu şekilde kesilerek sevgiler tarafından yenmesi gerektiğini düşünürler.


New York’un “ Big Apple” olarak anılması da arzuların günahla ifadesinin güçlü bir işaretidir. Hikayenin çıkış noktası XIX. Yy’da, Evelyne Claudin’e isminde bir kadının genelev işletmesidir. New York’a taşradan gelen ve Eve’nin işletmesini ziyaret edenler için burada geçirdikleri zamanlar  “ Havva’nın kızlarıyla zevk bahçesinde geçen zamanlar” olarak görülmüş ve New York, içinde her tür yasak arzunun bulunduğu kocaman bir elma olarak kamusal ahlaktaki sarsılmaz yerini almıştır.

Siren: Cezbetmenin ve kaderin sembolü olan Sirenler, denizcileri, denizin dibine çekmek için söyledikleri içli şarkılarla bilinirler. Bazı mitolojilerde müziğin cinleri olarak kabul edilen Sirenler açık denizlerde genelde üç kişilik küçük gruplar halinde gezerler. Biri flüt, biri lir çalarken bir diğeri de güzel sesiyle denizcileri yolundan eder. Yarı kadın yarı balık olan bu cezbedici varlıkların sihirli şarkılarından etkilenen bütün denizcilerin köpüklü dalgalar arasında kaybolduğunu bildiği için büyük kahraman Odyseseus bile uzun  yolculuğu boyunca temkini elden bırakmaz. Kendisinin ve adamlarının kulaklarını balmumu ile kapatmakla kalmayıp işi sağlama almak için kendini geminin direğine çözülemeyecek şekilde bağlatır. Baştan çıkaran, felaket getiren  kadın imajının okyanuslara kadar yayılan bu kötü namını ancak Andersen tersine çevirerek, bir denizciye aşık olduğu için güzelim kuyruğunu iki çift bacakla değiştiren bir Siren figürü yaratır.

Talih: Deniz sularının sürüklediği büyük bir deniz kabuğu üzerinde ayakta duran gözleri kapalı bir kadın olarak resmedilen Fortuna (Talih) lütuf dağıtan bir tanrıça olarak kabul edilir. Ancak, gözlerinin sıkı sıkıya kapalı ve üzerinde tek ayakla durduğu deniz kabuğunun sürekli  hareket halinde olması talihi dağıtacağı kişileri de rastgele seçtiğinin işaretidir. İstikrarın sembolü olan ve dört köşe bir kaide üzerinde dimdik ayakta durarak resmedilen Erdem’le sürekli çatışma halinde olduğu için Erdemin hiç uğramadığı kişilere;  kötülere, cimrilere, açgözlülere, ispiyonculara, dalkavuklara da talih dağıttığına sıklıkla rastlanır.



Larousse Semboller Sözlüğü, Çeviren; Beyza Akşit, Bilge Kültür Sanat.

home ../../../../Anasayfa.html