Hafta sonları gitmeye başladığım astroloji kursunda Merkür gibi hınzır bir gezegenle çepeçevre kuşatılmışken nasıl böyle tarihe, eskiye, korunaklı alanlara meraklı bir insan olduğuma ait sorunun ufak bir parçasını yakaladım. Sanıyorum bu imalat hatasının sebebi Güneş Tutulmamın Oğlak Takımyıldızı’nda ve bu da yetmiyormuş gibi Güney Ay Düğümü’nde gerçekleşerek Evren’in beni karmik bir yükle burun buruna bırakmasıymış. Şöyle söylersem belki daha iyi anlaşılabilir; Eva Peron, Frida Kahlo, Marie de Medici, Lawrence Olivier’in falan Güneş Tutulmaları hep bu Oğlak Takımyıldızı’nda olmuş. Gerçi hiçbirinin aşûre pişirmekten zevk aldıklarını sanmıyorum ve hatta neredeyse eminim. Ancak bu tuhaf tutulmayla doğan kişilerin karmik yüklerinden, geçmişle yapacakları derin hesaplaşma ve bedel ödemelerle kurtulabilecekken hatalı ve sabırsız seçimleri yüzünden başlarını belaya soktuklarını biliyorum. Bir Düşünün! Frida Kahlo’nun, Eva Peron’un başına sırf bu sınavı veremedikleri için neler geldi..  Ben bütün iyi niyetimle Aşûre pişirmeyi bu kadar sevmemin nedenini halihazırda pişirmeye devam ettiğimiz en eski tariflerden biri olmasına bağlıyordum. Ahhh ne kadar cahilmişim! 


Ne zaman aşûre pişirecek olsam kendimi Nuh’un karısı gibi ağaçtan bir teknede etrafım binbir çeşit hayvanla çevrili aşurelik buğday ayıklarken hayal ederim. Uzun süre kapalı kalmaktan bunalan ve güreşmeye başlayan zürafalarıma bağırdığımı düşünüp, salonda koşturan kedilerime doğru “ uslu durun ve bir gemide olduğunuzu unutmayın” diye bağırırım. Ve her aşûre mevsiminde zürafa olduklarını  zannettiğim kedilerime bakıp “cüce kaldılar” diye içlenirim. Bazen de aşûre tenceresinin başında, Hititler zamanında, bütün ömrünü mutfakta ballı buğday lapası hazırlamakla geçirecek kör bir köle olarak hayal ederim.  Evet! komşu apartmanın otoparkına bakan 7 metrekare bir mutfakta aşûre tenceresinin başında yaşadığım bütün bu garip hezeyanların sebebi sandığım gibi tarih sevdası değil işte bu Oğlak’taki hınzır tutulmadan gelen geçmişle mücadele arzusu ve inşa edici ruhmuş. Hırsa, sabırsızlığa ve telaşa kapıldığında öcünü alan bu yükten kurtulmak için geçmiş hatalardan ders almayı bir an evvel öğrenmem gerekiyormuş. Bu sene aşûre pişirirken işte bu yeni öğrendiğim bilgiyle karmik yükümün ruhsal sınavını vermek için büyük bir çaba sarfettim ve her zamanki gibi sabırsız davranıp çabuk pişsin diye ocağın altını açmayıp en küçük gözde, karıştırmayı hiç savsaklamadan pişirdim. Akşamüstü aşûremi komşularıma dağıtırken merdivenleri her zamankinden daha hızlı çıktığımı farkedince sırtımdaki karmik yükün bir parçacık da olsa azaldığını anlayıp, bu kozmik hafifleticinin tarifini sizlerle de paylaşmak istedim. Buyrun işte “O” aşûrenin tarifi:

  Gönül Candaş, Bereketli Olsun, Arkadaş Yayınları.

home ../../../../Anasayfa.html