Lazarus,  alçaklık hikayesine şahit olan ya da okuyanların arzu ettiği gibi ondan nefret eden zenciler tarafından linç edilerek öldürülmedi. Ne yazık ki Borges’in de dediği gibi “Missisipi ilahi adalet fırsatını kaçırdı”, Lazarus, 1835 yılında hastanedeki rahat yatağında yüzüne tükürülemeden eceliyle öldü.


Alçaklık tarihine adını yazdıranlardan biri de benim hayretle okuduğum, zalimliği ve arsızlığı ile tanınmış Sudan hükümdarı Marazlı Yakup’un hikayesi.

Borges onun öyküsünü Yakup’un kuleye kapattığı kardeşini kurtarmak için gelen büyücü Mesmudi’nin ağzından anlatır.Büyücü Mesmudi, Yakup’un pis ayaklarına kapanarak ona istediği her suret ve hayali gösterebileceğini söyler. Aselbest ve kişniş otu tohumlarını mangala atarak yazdığı muskaları közlerin üzerinde yakar ve Yakup’un istediği bütün hayalleri önüne serer. Sabahın ilk ışıkları ile başlayan büyü seanslarında yelelerini yedi iklime savuran atlar, dünyalar güzeli kadınlar, çarkı felekte kıpırtısız duran yıldızlar, denizlerin en derin yerlerini gezen balıklar, Marazlı Yakup’un gözlerinin önünde ete kemiğe bürünürler. Kainatın bütün güzelliklerine doyan Yakup son olarak bir idam sahnesi görmek ister. Defalarca aldığı canların bir suretini de aselbest ve kişniş out’nun dumanı ile kaplı odasında bir kez daha seyretmek için önüne geçilmez bir arzu duyar. Görüntüde yüzü siyah bir örtüyle kaplı cellatına doğru yavaş adımlarla ilerleyen bir adam vardır. Yakup, Mesmudi’nin tüm itirazlarına rağmen adamın ölüm anındaki çırpınışlarını seyretmek ister. Görüntüleri zevk ve merak içinde seyrederken, cellatın kılıncı görüntüdeki adamın başına indiğinde Yakup kalbi olan kimsenin içini titretmeyecek bir inilti kopararak can verir.

Alçaklığın Evrensel Tarihinde’n sizlere bahsetmek istediğim son hikaye  İlahiyetçı Melancthon’un Ölümü; Meleklerin anlattığına göre günahsız olarak sonsuzluğa göçenler yeni yerlerini yadırgamasınlar diye bu dünyadaki evlerine benzer yerlerde ağırlanırlarmış. Selameti özleyen bir ruh için hayırseverliğin gerekli olmadığını sadece inancın yeterli olduğunu düşünen Melancthon öldüğünde güzel bir evde ağırlanacağına öylesine eminmiş ki gittiği yerde de tıpkı yaşarken olduğu gibi iblislere uşaklık ettiğini uzun süre anlayamamış.


Bu alçaklık hallerine dair en iyi sonu ,yolunu şaşırmış ruhların çekeceği azabı anlatan Mervli Hakim’in hikayesinden küçük bir alıntıyla bitirmeli


“ Yolunu şaşırmış her ruh, 999 alev hükümdarlığında; ve hükümdarlıkta 999 alev dağında; ve her dağda 999 alev kalesinde yanacak; ve her her yatakta kendi suretine bürünmüş alevlerin 999 çeşidinde ebediyete kadar azap çekecektir”

Alçaklığın Evrensel Tarihi; Borges’in 1930’lu yıllarda Arjantin’de Critica gazetesinin pazar eki için yazdığı yazılardan oluşuyor ve alçaklığın, insanlık var olduğu müddetçe yazılmaya devam edilecek bir tarih türü olduğunu anlatıyor.

Kütüphanemin çok eski sakinlerinden olan bu kitabı içine eklemek istediğim alçaklık hikayeleri için bir kez daha hayret ve öfke ile okudum. İçine eklediğim yeni alçaklık hikayelerini ise bu sayfaları daha fazla kirletmemek için burda tekrar etmek istemedim. Yolunu şaşırmış ve vicdanını kaybetmiş her ruhu sonsuzlukta bekleyen kendi suretinde bir alev dağı olduğuna dair inancınızı kaybetmeden siz de belki bu alçaklık hikayelerine bakmak ve yenilerini eklemek isteyebilirsiniz.

Alçaklığın Evrensel Tarihi,Jorge Luis Borges, Çeviren; Celal Üster, İletişim Yayınları.

home ../../../../Anasayfa.html