Bir ömre yetecek kadar uzun, karanlık ve soğuk bir gece. 1595 yılının 20 ocak gecesi Karaağalar Dairesi’nin Dolaplıkubbesi’nde III. Mehmed’in emr-u fermanıyla 19 şehzadeyi boğarak öldürdük. En büyükleri dokuz yaşındaydı. Annelerinin, dadılarının koyunlarından söküp aldık. Sağır olduğumuz için feryatlarını duymadığımızı sananlar varsa ya aptaldır ya bizden daha vicdansız. Çocuklar, en büyükleri hariç öleceklerini anlamadılar. Tüyden yapılmış bir sandal gibi ölüm denizine bırakıldılar. Ama koca saray harem dairesinden gelen feryatlarla temelindeki can tuğlalarına kadar titredi. Toplam altı kişi iki saatte bitirdik.  45 gün önce doğmuş olanı tam anasının memesinden alacakken kadın ayağıma kapandı. Çeyrek saat sabinin son sütünü emmesini bekledim. Sonra daha soğumamış 19 küçük bedeni yıkayıp kefenledik  Sadece iki tanesinin kulaklarından birazcık kan sızmıştı. Her tabutu dört baltacı ve içoğlanı Babüsasade’den çıkarıp Matbah-Amire revakları altında, Helvahane kapısından Aşağı Matbah kapısına değin hazırlanan tahtabentlere sıraladılar. Gece ayazında Divanhane’de bekleyen devlet erkanı revak altında cemaat oluşturdu. Şafak sökmeden karınları Murad’ın tohumuyla yüklü 14 cariyeyi de içi taş dolu çuvallarla Sarayburnu’ndan denize attık. Saraya sabah namazından önce döndüğümüzde Şeyhülislam Bostanzade her şehzade için usulen tek tek kıldırdığı cenaze namazlarını çoktan bitirmişti. On dokuz küçük tabut birbirlerinin peşi sıra ağlamaları inlemeye dönüşmüş kadın kalabalığının elinden alınarak arabalara yüklendi ve Ayasofya Camii’nde babaları III.Murad’ın ayakucuna gömüldüler.

Aynı gün yoğun kar yağışı altında sarayın bütün arabaları, koçuları, Saraçhane mafraçları, hamal beygirleri seferber edilerek III. Murad’ın kan ağlayan haremi saraydan çıkarılarak Eski Saraya götürüldü.


Biz saray dilsizleri de, III.Murad’ın en sevdiği cüceleri, hokkabazları ve maskaralarıyla Mısır’a sürüldük. Anlattığım hikayedeki olaylarda değilse bile acılar da muhakkak ki eksikler vardır. Eğer isterseniz 419 sene önce karlı bir ocak günü “nizam-ı alem” için katledilen bu 19 küçük çocuğun mezarı başında bir fatiha okuyabilirsiniz. Bazılarının ağzının kenarında emdikleri son sütün, şeffaf ve beyaz izi vardı.

600 yıl saltanat sürmüş şanlı Osmanlı’nın göz kamaştıran parıltısının ardında kalanları merak ederseniz iki güzel kitap önerebilirim size.


Necdet Sakaoğlu, Bu Mülkün Sultanları, Oğlak Yayınları.

                           

Aşık Paşazade Tarihi, Mostar Yayınları.