Mağara simgesel anlamda da hem öteki dünyayı hem de evreni temsil eder. Öteki dünyayı temsilinde gölgeler diyarı Hades’i kapsadığı gibi dinsel ve kutsal olan bütün olumlu imgeleri de içinde barındırır.

Kendi içinde gözlerden uzak, sırları ve yalnızca hak edene vereceği gizli hazineleri  vardır.

Sokağın karmaşasından kaçıp mağarama sığınırım. Sadece orada mahremiyetin kuvvetli şefkati bütün dünyaya karşı korur bizi, tıpkı kalplerimiz gibi. Kalbimiz de göğüs kafesinin altında korunmaya alınmış ve gerçek yüzünü sadece onu hak edenlere gösteren ruhumuzun gizli mağarasıdır.

Rahim denilen o ilk mağaradan, bedenimizi teslim edeceğimiz son mağaraya kadar insanlık serüvenimizin adımlandığı mağaralara şöyle bir bakalım isterseniz.

İlk durağımız İsa’nın doğduğu mağara olsun.

Bakire Meryem, İsa’yı bir mağarada dünyaya getirdi. Kral Herodes’in zulmünden kaçmak için Yusuf’la birlikte Beytüllahim’de bir mağaraya sığınmışlardı.

Korkuyorlar mıydı yoksa sükunetle mi bekliyorlardı olacakları? Bir mağara bulabildikleri için kendilerini şanslı mı hissediyorlardı yoksa bedbaht mı? Doğum kaç saat sürdü? koyunlar ve eşek usulca toynaklarını mağaranın toprağına vurarak mı  eşlik ettiler Meryem’in sancılarına yoksa yatağın etrafını posttan örülü bir sur gibi kuşatıp, sessiz ve kıpırtısız, ısıttılar mı Meryem’in beyaz şiş karnını?

Biz şafak vakti bakalım mağaranın içine, İsa henüz doğmuş ve soluk mavi bir kundağa sarılı, Meryem’in terli göğsünde uyuyor olsun. Meryem yorgun ve mutlu. Yusuf endişeyle mağaranın kapısında uzakları seyre dalmış ve bütün yıldızlar parlaklıklarını Beytüllahim Yıldızı’na bırakıp, köşelerine çekilmiş olsunlar. Koyunlarla, eşek binyıllar boyunca konuşulacak ve yazılacak bu hikayeyi biliyor olmaktan gururlu, mağarayı heyecandan terlemiş tüylerinin ekşimsi kokusuyla doldurmuş olsunlar.

İşte tam bu sırada kolları, taaaa uzaklardan getirdikleri hediyelerle dolu üç kral çıkagelsin. Adları Baltazar, Melkon ve Gaspar olsun. Kan, ter, koyun ve eşek postu ve umut ve heyecan kokan bu küçük mağarada, bebeği uyandırmaktan korkarak ama hürmetlerini de esirgemeden sunsunlar hediyelerini.

Altın, buhur ve mür; kokuları ve parlaklıklarıyla ile kutsasınlar binyıllar boyunca bu mucizeyi ve gözlerden uzak küçük mağarayı.

home ../../../../Anasayfa.html